Bir çocuk konuyu anlamadığında en sık yapılan şey, aynı anlatımı tekrarlamaktır. Genellikle biraz daha yavaş ve biraz daha yüksek sesle. Oysa çocuk ilk anlatımı anlamadıysa, aynı anlatımı ikinci kez duyduğunda da büyük ihtimalle anlamayacaktır.

Pekiştirme, tekrar etmek değil yeniden kurmaktır.

Önce doğru yeri bulun

Anlaşılmayan konu, çoğu zaman en son işlenen konu değildir. Çocuk üç basamaklı toplamada zorlanıyorsa sorun genellikle üç basamaklı toplamada değil, elde kavramında ya da basamak değerindedir.

Bu yüzden pekiştirmeye başlamadan önce geriye doğru birkaç adım gitmek gerekir. Doğru soru şudur: "Bu konunun anlaşılması için önce neyin bilinmesi gerekiyor?" Ve o basamak sağlam mı?

Üstüne yeni konu yığmak, temeli eksik bir duvara kat çıkmak gibidir. Bir süre ayakta durur, sonra hepsi birden çöker.

Anlatım yolunu değiştirin

Aynı konuyu anlatmanın birden fazla yolu vardır ve her çocuk farklı bir yoldan yakalar. Pratikte en çok işe yarayan üç yol:

  • Somutlaştırma. Soyut bir kavramı elle tutulur hâle getirmek. Kuru fasulye, kapak, kalem — ne varsa. Çocuk sayıları elinde tuttuğunda işlem "kural" olmaktan çıkıp anlam kazanır.
  • Günlük hayata bağlama. Kesirler tabakta paylaşılan börek üzerinden, ölçme mutfaktaki bardak üzerinden anlatıldığında çok daha hızlı oturur.
  • Görselleştirme. Problemi çizmek. Bir problemi çizebilen çocuk, o problemi anlamış demektir.

Çocuğun anlatmasını isteyin

Bir konunun oturup oturmadığını anlamanın en güvenilir yolu, çocuğa "anladın mı?" diye sormak değildir. Bu soruya neredeyse her çocuk "anladım" der — bazen anlamadığını söylemekten çekindiği için, bazen gerçekten anladığını sandığı için.

Bunun yerine anlatmasını isteyin: "Bunu bana sen anlatır mısın?" Anlatabildiği konu oturmuştur. Anlatırken takıldığı yer, tam olarak eksik olan yerdir.

Yanlışı sorun değil, bilgi olarak görün

Yanlış cevap, çocuğun nasıl düşündüğünü gösteren en değerli bilgidir. Hemen düzeltilirse o bilgi kaybolur.

Yanlış çıktığında "olmadı, tekrar bak" demek yerine "nasıl yaptın, gösterir misin?" demek çoğu zaman sorunun kaynağını doğrudan ortaya çıkarır. Çocuk çoğu kez kuralı değil, kuralın bir adımını yanlış hatırlıyordur.

Ayrıca yanlış yapmanın cezalandırılmadığı bir ortam gerekir. Yanlış yapmaktan korkan çocuk, bildiği soruyu bile yapamaz hâle gelir.

Tekrarı aralıklara yayın

Bir konu anlaşıldığı gün bitmiş sayılmaz. Anlaşılan bilgi, aralıklarla hatırlanmazsa silinir. Bu yüzden pekiştirme tek seferlik bir olay değil, haftaya yayılan kısa dokunuşlar zinciridir.

İşe yarayan sade bir düzen: konunun işlendiği gün akşam beş dakika anlattırmak, üçüncü gün iki üç soru sormak, hafta sonunda o haftanın konularına yarım saatlik tek bir tur atmak. Uzun tutulan tekrar programları ilk iki haftadan sonra terk edildiği için işe yaramaz.

Bir derste kapanmıyorsa ısrar etmeyin

Bazı konular tek çalışmada oturmaz. Bu bir başarısızlık değil. Kapanmadığı hâlde "programda geri kalmayalım" diye üstüne yeni konu geçmek, iki konuyu birden eksik bırakır.

Orada kalmak, bir sonraki derse aynı yerden devam etmek ve gerekirse anlatımı üçüncü kez değiştirmek daha doğru. Acele etmeden ilerleyen bir çalışma, hızlı ama boşlukla ilerleyen bir çalışmadan her zaman öndedir.